Sosyal Medyanın Toplumsal Kaos Gücü!

Dünya zor bir dönemden geçiyor, bugünlerde gazete ve online sitelerin ana başlıklarında yer alan kelimelerin başında sosyal medya terörü geliyor.

Bu 2 farklı terimi bu şekilde bir araya getirmek oldukça kolay olmasa gerek; en azından dün için bu terimlerin yan yana getirelemeyeceğini rahatlıkla söyleyebilirdik ama bugün için işler oldukça farklı. Sosyal medya ve terör kelimeleri bir arada kullanılıyor. En büyük tehlike, terör saldırıları vb. kaos oluşturucu gönderilerin sosyal medya kanalları üzerinden yayınladığı zaman, kullanıcıların doğru ya da yanlış onlarca bilgiyi sorgulamadan paylaşıyor olması ve bazı durumlarda da bu bilgilerin yanlış kişilerin elinde kendi çıkarları için kulanılabiliyor olması. Ancak özgürce içerik paylaşmak isteyen ya da en doğru bilgiyi farklı kaynaklardan almak isteyen kullanıcıları nasıl değerlendirmeliyiz? sorusu da bir yandan akılları kurcalıyor. Buradaki tartışma televizyon kanallarına getirilen anlık yayın yasakları değil aslında. Sosyal medya ve internetin karakter yapısı televizyon, gazete ve radyodan oldukça farklı. Televizyoncu, gazeteci ve radyocu değil, seyircinin ta kendisi burada! Bu işe hem psikolojik hem de sosyolojik açıdan kısaca bakalım ve yeri geldiğinde şeytanın avukatlığını da yapalım.

Sosyal medyanın doğasında özgürlük ve paylaşım vardır. Facebook, twitter, instagram gibi farklı özelliklere sahip ancak benzer yapıdaki sosyal mecralardan paylaşım yapmak öncelikle insanın doğasında var. Merak ve anlık bilgi açlığı en büyük tetikleyiciler. Psikolojik olarak terör saldırıları sonrası haber almak ya da en kısa sürede bu haberleri yakınları ile paylaşmak insanlar için vazgeçilmez.  Bundan ayrı olarak kendi kişisel görüşlerini paylaşmak ise özgürce kullanım hakkı olarak tüm yasakların karşısında olmalı; en azından bireysel olarak böyle düşünülmeli.

Sosyal medyanın doğal yapısı içinde yer alan kartopu etkisi ise sosyolojik açıdan bizleri ilgilendiriyor. Dikkat çeken bir paylaşım bir anda yüzbinlerce kişi tarafından paylaşılıyor. Sadece 1 gün içinde bir mesajın milyonlarca kişi tarafından görülebilme şansı var. Dünya tarihinde televizyon hariç hiçbir iletişim aracı bu güce sahip olmadı. Ancak buradaki sosyal farkındalık haberi yapan kişilerin bizzat seyircilerin kendileri olması yani özel bir kuruluş ya da devlet kanalı değil.

İşin özü her türlü kısıtlama, engelleme, internet yavaşlatma eylemi kitlesel olarak bir engellemeyi değil tam tersi bir nefret toplumu yaratmayı başarabilir. Bununla birlikte sosyal medyanın toplumsal kaos yaratma gücü de göz ardı edilmemelidir.  Sosyal medya da kimin yönetiminde kimin elinde olursa olsun, iyilik ya da kötülük için kullanılabilecek çok önemli ya da tehlikeli bir araca dönüşme potansiyeline sahip. Ancak bir bireyin değil, kitlesel bir gücün elinde. Hem bir iletişim aracı olarak hem de kitlesel bir silah olarak.

Bu kapsamda devletin aldığı ya da alacağı önlemler elbette sorgulanabilir ancak salt yanlış olarak nitelendirilemez. Sosyal medya üzerinden tamamen samimi ve doğru paylaşımlar yapılabileceği gibi art niyet içeren kaos ortamına odun atmaya yönelik yangını alevlendirici paylaşımlarda yapılabilir. Burada insanları yanıltan en büyük yanlış paylaşımların arkadaşlarınız tarafından yapıldığı algısı. Aslında sizlerde bu paylaşımları arkadaşlarınız tarafından değil de, onlarında paylaşım alınan bir yerlerden gönderim yaptığını biliyorsunuz ancak algı dünyanız ne yazık ki bu şekilde çalışmıyor; asıl tehlikede burada.

Birçok konuda olduğu gibi buradaki en büyük eksikliğimiz de eğitimsizlik. Sosyal medyanın nasıl kullanılması gerektiğini öğretmemiz gerekiyor; denetleme ve kontrolün nasıl sağlanacağının eğitimini vermemiz gerekiyor. Bu konu sadece internet ve sosyal medya uzmanlarının değil, kitle iletişimi, psikoloji ve sosyoloji akademisyenlerini de ilgilendiren derin ve önemli bir konu.  Zaman ilerledikçe teknolojinin hayatımıza çok daha fazla girdiğine şahit oluyoruz. Telefonlarımızda yüklü olan sosyal medya uygulamalarını deli gibi kullanıyoruz. Artık devletlerin, şirketlerin, sivil toplum kuruluşlarının, polislerin, hatta teroristlerin elinde o kadar büyük kitlesel bir araç var ki ve bizler bu aracın ne kadar büyük olduğunun hala farkında değiliz.

Sadece maksimum 1 dakika içinde 1 kişiyi, yüzbinlerce insanın lanet edeceği birine ya da tam tersi bir pop yıldızına dönüştürebilirsiniz. Bu kullanılan bilgilerin ya da paylaşımların doğru olup olmadığı ise ne yazık ki kimsenin umurunda değil. Çünkü dijital dünya anlık işler; kullanıcıların tüm gönderileri tek tek kontrol edecek ne zamanı ne de isteği var. Gönderi gelir, bakar ve yorumlarsınız; ardından diğer gönderiye geçersiniz. Sonuçları büyük olan ama alınan aksiyonların birey bazında küçük olduğu kitlesel olan bir araç.

Bizler dijital teknolojilerin bu kadar yoğun olarak kullanıldığı bir dünya da doğmadık ancak yeni jenerasyona bakın. Bizlerden oldukça farklı değil mi? Sizce birkaç yıl sonra düyayı yönetecek olan bu yeni jenerasyonun tepkileri bizlerden ne kadar farklı olacak. Daha yoğun,  daha dijital, daha acımasız. Artık şu soruyu kendimize sormanın zamanı sizce de gelmedi mi: kişisel özgürlükleri yok etmeden sosyal medya’yı nasıl kontrol altına alabiliriz? Sosyal medya için söylenen birkaç çocuğun vakit geçirdiği anlamsız ve önemsiz medya söylemlerinden sıyrılıp, ciddi ve gerçekçi adımlar atılabilecek yeni yapılandırmalara ihtiyacımız var. Artık korku ve endişelerimizle yüzleşmenin ve çözümler üretmenin zamanı geldi!

Erkan Terzi

Erkan Terzi

İstanbul Üniversitesi, W.Rice University ve University California - Berkeley'de İşletme Yönetimi, Fotoğrafçılık ve Pazarlama eğitimleri aldı. Koç Allianz, Aksigorta, Comcast Spotlight, Simfer, Ziylan Grup markalarında klasik pazarlama ve dijital pazarlama alanlarında uzmanlık ve yöneticilik görevlerinde bulundu. Aynı zamanda farklı şirket ve ajanslara danışmanlık yaptı. Şu an LG Electronics şirketinde Dijital Pazarlama Müdürü olarak çalışmaktadır.
Erkan Terzi

Güncel İçerikler Erkan Terzi (diğer yazılar için tıklayınız)